Edinburgh:

Başlamadan önce şehrin isminin genelde yanlış telaffuz edildiğini hatırlatmak istiyorum. Özelikle birçok Avrupalı turist “-burgh” kısmını Hamburg’da olduğu gibi telaffuz ediyor ama doğru telaffuzu Türkçe okunuşu şekliyle “-bra” şeklinde (Edinbra). Şehir ülkenin genel ruhunu yansıtır şekilde tepeler üstüne kurulmuş. Köprüleri, tünelleri, geçitleri, dik yamaçları, kale ve şatoları ile görsel açıdan tüm Britanya’daki en renkli şehirlerden biri.

Görülecek yerlere geçmeden önce benim de kendimi tesadüfen tam ortasında bulduğum The Fringe Festival’den bahsetmek istiyorum. Genellikle bir yere gitmeden önce orasıyla ilgili bir sürü araştırma yapıp, blog ve seyahat sitelerini okuyup, görsellerine bakıp, harita üzerinde çalışıp planlama yaparım. gittiğimde nerede neyi göreceğimi bilirim, zaman kaybetmeden en verimli şekilde gezimi tamamlamaya çalışırım. Bu sefer öyle yapmadım. Gidip kaybolmak ve benden önce milyonlarca kişinin gördüğü yerleri kendim keşfetmek istedim. Yaptığım tek hazırlık gitmeden hemen önceki gece booking’den kendime bir hostel ayarlamak oldu. Daha doğrusu bir hostelde bir yatak:)) Trenden inip hostele yürürken yolum The Royal Mile’in başlangıcından geçiyordu. (İstanbul’daki İstiklal Caddesi gibi). Royal Mile’in diğer ucunda Edinburgh Kalesi var. Caddeyi görür görmez büyük bir etkinliğin olduğu anlaşılıyordu. Yolumu değiştirip The Royal Mile’e girdim. Adım başı el ilanı dağıtan ve hepsi biri birinden farklı kostümler giymiş, ilginç makyajlı, kimi dans eden, kimi el ilanlarını size vermek için farklı yollar deneyen insanlarla dolu. Cadde boyu kalabalıktan zar zor ilerlerken, el ilanı dağıtan insanların sayısının neredeyse yolda yürüyen insanlar kadar olduğunu fark ettim. Neler olduğunu anlamak için birkaçıyla sohbet ettikten ve kurulmuş The Fringe ofislerine girdikten sonra Festivalin içeriği kafamda şekillendi.

The Fringe Festival: 

Dünyanın en büyük sanat festivali diye geçiyor ki gerçekten öyle. Ağustos boyunca tam bir ay sürüyor. Şehirde 500’den fazla mekana -ki bunlar restoranlar, barlar, oteller, müzeler, gösteri merkezleri ve meydanlar- numaralar verilmiş. Mekanların kapısında yaklaşık 1×1 metre büyüklüğünde bir tabelada bir rakam var. Mesela 164. Caddelerde ve festival ofislerinde dağıtılan el ilanları ve broşürlerde kaç numaralı mekanda, ne zaman hangi etkinliğin olduğu bilgisi var. Bir ay boyunca tüm bu mekanlarda komedi, dans, talk show, drama, sihir, pandomim, müzik, etnik sanatlar ve ilk kez göreceğiniz bir çok yaratıcı sanatsal etkinlik birçoğu dünyanın her yerinden gelmiş  sanatçılar tarafından gerçekleştiriliyor. Büyük çoğunluğu ücretsiz olan gösterilerin bazıları sadece birkaç pound ödeyerek ya da oturduğunuz mekanda bir şeyler yiyip içerek seyredebileceğiniz şekilde ayarlanmış. Tabi ki festival takviminde yüksek fiyatlı dünyaca ünlü gösteriler de mevcut. Edinburgh Military Tatoo bunlardan birisi. Yüzlerce Gayda’nın aynı anda çalındığı, muhteşem kareografilerden oluşan ve havai fişek eşliğinde gerçekleştirilen bir gösteri. Broşürlerdeki barkodu telefonunuzla tarayarak daha fazla bilgi ve yol tarifi de alabiliyorsunuz.

Neler Yapabilirsiniz?:

Edinburg’da  Turlara katılarak şehrin normalde bulamayacağınız yerlerini hikayelerini dinleyerek gezebilirsiniz. Şehir turları genelde birkaç saat sürüyor ve fiyatlar turun içeriğine göre 5 ile 50  pound arasında değişiyor. Bu turların başında;

  • Undergroud Tour: Şehrin karanlık bölgelerini, zindanlarını, geçitlerini ve yeraltı yapılarını görebilirsiniz.
  • Ghost tour: Edinburgh hayalet turu. Hayaletleriyle ünlü bu şehri keşfetmenin başka bir yolu bu tura katılmak.
  • Murder and Mystery tour: Cinayet ve gizem hikayeleri dinleyerek şehri gezebilirsiniz.
  • Harry Potter Walking Tour: Filmin çekildiği, kullanılan eşyaların üretildiği, sergilendiği ve satıldığı mekanları dolaşabilirsiniz.
  • Günübirlik Loch Ness ve Highland turları: Bu tür turlar, tur şirketleriyle yapılabileceği gibi kendiniz organize edilerek de yapılabilir ama bunun için ön hazırlık ve araştırma şart. Özellikle Highland ve Loch Ness için çok araştırma yaptım, tren ve otobüs biletlerine baktım ama bu şeklide turlardan çok daha pahalıya geliyor. Ayrıca organizasyon açısından çok daha zor. Tur şirketleri 50 pound karşılığında sabah 8’de başlayıp akşam 8’de biten ulaşım ve rehberlik hizmeti sunuyorlar. Bazıları sandwich ve içecek de ikram ediyor. Tavsiyem bu yönde.
  • William Wallace anıtı: Anıt Stirling şehrnde. Buraya bir tur almanıza gerek yok. Vaktiniz varsa yol 1 saat sürüyor ve gidiş dönüş Citylink otobüs bileti 4 pound (bedava’ya yakın) 4 pound da otobüs garajından anıta gitmek için ödüyorsunuz. Vaktiniz varsa yarım saat yürüyüş mesafesi. Anıtın girişi ücretsiz. Gitmişken Stirling kalesini de ziyaret edebilirsiniz.
  • Grassmarket: Şehrin renkli mekanlarından birisi. Birçok restoran, cafe ve bar var. Akşamları canlı müzik yapan pubların çoğu burada.
  • The Calton Hill: Şehri tam ortasında ve neredeyse her yeri 360 derece seyredebileceğiniz, üzerinde eski bir gözlem kulesi, ulusal anıt ve küçük cafelerin olduğu bir tepe.
  • Holyrood Park: Şehrin güney doğusundaki tepede doğa yürüyüşü yaparak, tüm şehri yukarıdan seyredebilirsiniz. Günün her saati yürüyüş yapan ve kayalık zirvelerde şehri seyreden yüzlerce insan görmek mümkün.
  • Highland ve Loch Ness turu: Güzergah üzerinde görülmesi gereken yerler Glencoe, Fort William, Ben Nevis (Britanya’nın en yüksek dağı), Fort Augustus ve Loch Ness gölü. Canavarı görmek istiyorsanız lokal Sotch Viski üreticilerini ziyaret edip birkaç duble içmeniz gerekebilir.