LA BELLA ROMANA

       Ne büyük şanstır ki 2014’te başladığım Yalova Doğa Koleji’nin meclis başkanı olmamla, diğer kampüslerdeki başkanlarla birlikte Avrupa’ya gitmeye hak kazandım. 9 gün 7 ülke ancak en önemlisi, koca Dünya’da belki de en çok gitmek istediğim yer Roma’nın ikinci gün programında olmasıydı.

Bu 9 günlük gezinin sadece 6 saatlik Roma bölümü, açıkçası en çok hatrımda kalan bölümü oldu ve sizinle paylaşacağım kısım da tam orası.IMG_7162

2 otobüse dağılmış tamı tamına 81 tane, yaşları 14-16 arası değişen ergen ve 8 hocanın hikayesi bu. Yunanistan’dan feribotla Bari’ye, oradan da 8 saat karayolu çekerek ulaştık Roma’ya. Şehre girmemizle nefesimin kesilmesi bir oldu zaten. 500 yıllık Rönesans mimarisi, sanki daha dün dikilmiş gibi duran evler, sütünlar… (Burada açmak istediğim ufak bir parantez var. Hangi tur rehberine sorarsanız sorun, size İstanbul eğer korunmuş olsaydı Roma’daki tarihi dokunun, kat kat daha fazlasına rastlamanın mümkün olacağını söyler. Teşekkürler Turizm ve Kültür Bakanlığı !!)

İlk durak San Pietro Bazilikası. 1.5 milyar insanın bağlı olduğu Katolik mezhebinin merkezi ki bu yapı ilk görmek istediğim yerdi. Biz akşam saatlerinde, giriş saatinin sonlarına doğru yetişerek girdik içeri ve bu yüzden hiç sıra yoktu. Şanslıymışız. Güvenlik kontrolünden geçtiğinizde, birbiri ardına dörder tane dizilmiş tamı tamına 284 sütün, bu sütunların desteklediği meydanı çevreleyen bir çatı kısmı ve bu çatıların üstünde 125 heykel. Başta tabi ki de İsa ve Aziz Petrus var. Meydan tasarlaması Gian Lorenzo Bernini tarafından 17. yüzyılda yapılmış. Sütunları diziş şekli meydanı daha da büyük göstermek için yapılmış mimari bir hile aslında 😉

Meydanın orta kısmındaysa aynı zamanda Güneş saati Mısır’dan getirilmiş 25 metre uzunluğunda bir dikilitaş karşılıyor bizi.(Fun fact: Dikilitaş’ın bir benzeri Sultanahmet meydanında mevcut). Aynı zamanda meydanın 4 tarafında (kuzey,güney,doğu ve batı) olmak üzere, dikilitaşa eşit uzaklıkta freskler mevcut. Bastığınız yere bakmaya dikkat edin, gözden kaçabilir 😉

Bir diğer dikkat çeken noktaysa sirkten fırlamış gibi gözüken, ellerinde iki metrelik mızraklar tutan elemanlar. Bunlar İsviçreli Muhafızlar, kendileri Vatikan sınır muhafızları. İsviçre hiçbir Dünya Savaşı’nda bulunmadığı için Vatikan kendisini onlara emanet etmiş.(He tabi oradaki muhafızlar bir nevi temsili, çünkü yer altında gayet modern silahlarla donatılmış bir karargahları olduğu söylenir.) Yalnız Michalengelo tarafından tasarlanan kıyafetleri, Michalengelo’nun en kötü eserleri olarak kabul edilir çoğu tarihçi tarafından.

20141120_174252

Bazilika’ya ilk girdiğimde dikkatimi çeken şey, tamamen altınla kaplanmış tavandı. Bakın bu bazilika 60.000 kişilik, iki futbol sahası uzunluğunda ve bir basketbol sahası genişliğinde. Yüksekliği de 1.5 futbol sahası kadar. Evet o kadar büyük…

Her köşesinde her papaya adanmış mezarlar ve heykeller mevcut. Ancak bazilikaya girdiğinizde tavsiyem Pieta’yı görmeniz. Kendisi Michalengelo’nun 25 yaşında yapmış olduğu İsa ve Meryem heykelidir. Heykeli görünce neden Michalengelo’nun yaşını söylediğimi anlarsınız.

Görülmesi gereken bir diğer heykel ise 13. yüzyılda Arnolfo Di Cambio tarafından yapılmış Aziz Petrus heykeli ve Katolikler bu heykelin ayağını öpe öpe, dokuna dokuna aşındırmışlar. (Hani putperestlik bitmişti ?)

Son olaraksa yaklaşık 8 Euro (tam hatırlamıyorum kusura bakmayın) ödeyerek Bazilika’nın çatısına çıkabilirsiniz. Arkanızda Michalengelo tarafından tasarlanan 138.5 metre yüksekliğine ulaşan kubbe, önünüzde San Pietro Meydanı, meydana gelen yolun sonunda Castello San Angelo, solunuzda Tiber Nehri’yle başbaşa kalıyorsunuz. Daha ne olsun ?IMG_7310 (5267 x 3511)

Bazilika’dan ayrıldıktan sonra doğal olarak Roma denilince ilk akla gelen yer, Kolezyum’a gittik. E saat 20.00’dı doğal olarak içini gezemedik. Ardından Antik Roma kalıntılarını görmeye foruma, oradan da ( Gezi rehberimiz sayılan Sadullah Hoca’nın “Gençler bakın burası Sezar’ın ‘Sen de mi Brütüs ?’dediği yer) Roma Senato Binası’nın yanından geçerek Campidoglio’ya ulaştık. Burası küçük bir meydan ama onu çevreleyen binalarda Roma’nın en önemli müzelerinden biri olan Capitoline Müzesi yer almakta.IMG_7170

Campidoglio merdivenlerinden aşağı inip sağa doğru yürüdük ve gördüğüm en güzel yapılardan biri karşıladı beni: Il Vittoriano. Birleşik İtalya Kralı 2. Vittorio Emanuel’i onurlandırmak için 1885-1911 yılları arasında yapılan bu yapı, Piazza Venezia’da, Roma’nın merkezinde bulunuyor.(Roma’nın kalbi diye kabul edilen yere de neden “Venedik Meydanı” demişler o da ayrı bir soru)IMG_7188

135 metre genişlik ve 70 metre yükseklikteki anıtta yer alan iki çeşme, Adriyatik kıyısındaki Lion of San Marco ve Tiren Denizi kıyılarını temsil etmektedir. Vittorio Emanuele II Abidesi’nin alt kısmında İtalya Birleşme Müzesi bulunmaktadır. Abidenin üst bölümünde bir seyir terası yer almaktadır. Dilerseniz Roma’nın güzel manzarasını bir de bu noktadan seyredebilirsiniz.

Il Vittoriano’yu arkanıza alırsanız solunuzda Campidoglio, sağınızdaysa Palazzo Venezia’yı görürsünüz. Palazzo Venezia, sanat sergilerine ev sahipliği yapan bir Rönesans sarayıdır. Günümüzde saray Museo del Palazzo Venezia’ya (Venedik Sarayı Müzesi) ev sahipliği yapmaktadır.20141120_223101

Buradan isterseniz ana caddeyi takip ederek Via Del Corso’ya girebilir ve Pantheon, Navona Meydanı, Trevi Çeşmesi (Aşk Çeşmesi diye bilinir ama bu adı Türkler dışında kimse kullanmaz.) ve İspanyol Merdivenleri’ni ziyaret edebilirsiniz lakin bu saydığım yerler cadde üzerinde değil ve birbirlerine terste kalıyorlar. Cihangir ve Karaköy gibiler desek yeridir herhalde.

Açıkçası geçirdiğim 6 saat kesinlikle bana yetmedi, ilk fırsatta 3 gece Roma 2 gece Floransa ve 2 gece Venedik olmak üzere bir tura gitme gayesindeyim. Şimdilik benden bu kadar.

Notlar:

-Roma’da eğer birkaç gün kalmayı planlıyorsanız size iki tavsiyem var. Ya ana tren istasyonu Termini’ye ya da şehir merkezine yakın bir yerde kalın çünkü çoğu yer yürüme mesafesinde. Lakin Vatikan gibi yerler diğerlerine uzak bu yüzden toplu taşıma kullanabilirsiniz. Şahsen ben 3 günlük Rome Pass almayı tercih ederdim, hem bu şekilde bazı müzelere bedava girebiliyorsunuz.

-Vatikan Müzeleri’ne girmek için gitmeden rezarvasyon yaptırırsanız hem maddi hem de zaman bakımından kazançlı çıkarsınız.

-Via Del Corso’da dünyaca ünlü markaların mağazaları var, alışveriş yapmaya hazırlıklı olun.

IMG_7191

Kerem ÖZTÜRK