Güney İspanya, Avrupa’nın en çok turist alan bölgesi. Endülüs uzun yıllar Arap egemenliği altında kalmış ve hala Müslüman- Arap izleri taşıyan bir bölge.  Bu yazımda güney İspanya’da farklı zamanlarda gördüğüm yerleri tanıtmak istiyorum.

Ama öncesinde, İspanya’ya son seyahatimde tanıştığım İngilizce öğretmeni  Silviya ile sohbet ederken öğrendiğim Endülüs ile ilgili bazı bilgileri, birinci ağız bir Granadalı’dan aktarmak istiyorum.

IMG_4245

  • Endülüs Emevileri ilk kez 711 yılında Tarık Bin Ziyad komutasındaki bir orduyla İber Yarımadasına, yani bugünkü İspanya’ya çıkmış. Cebeli Tarık Boğazı ismini bu komutandan alıyormuş.
  • Tarık Bin Ziyad bu yeni topraklarda yeni ve kalıcı bir medeniyet kurmak konusunda o kadar kararlıymış ki, geri dönememek için tüm gemilerini yakmış. “Gemileri yakmak” deyimi buradan geliyormuş.
  • Emeviler İspanya’ya gelmeden önce burada Vandallar ve Vizigotlar gibi küçük kavimler ve krallıklar yaşıyormuş ama Avrupa’nın genelinde olduğu gibi siyasi boşluk, din çatışmaları, fakirlik ve başıboşluk yüzünden hiçbir birlik uzun süre devam etmemiş.
  • Silvia’nın söylediğine göre Araplar iyi ki gelmiş. Bugünkü sosyal, kültürel, siyasi, ekonomik, sanatsal, hukuki ve mimari değerlerin büyük bölümü Avrupa Kıta’sına o dönemde gelmiş. Bu gelişmişlik sadece Bugünkü İspanya’yı değil, Avrupa’nın büyük bölümünü etkilemiş. İspanya’nın büyük bölümünde Endülüs öncesine ait neredeyse hiçbir kalıcı eser yokken, günümüze gelen eserlerin bir çoğu ya Endülüs döneminde ya da onlardan öğrenilen bilgi ve teknikle yapılmış.
  • Endülüs o kadar güçlenip gelişmiş ki, sınırları kuzeyde Paris’e kadar dayanmış.
  • Endülüs hakimiyeti 1492 yılına kadar sürmüş ve bu tarihe kadar inanılmaz eserler bırakmışlar. Avrupa genelinde Hıristiyan birliğinin, bunula beraber Emevilere karşı hakimiyetin sağlanmasıyla, birçok Müslüman ve Yahudi ya Hıristiyanlaştırılmaya çalışılmış, ya da ülkeden ayrılmaya zorlanmış.
  • Arap hakimiyeti sona erince, bugünkü İspanya’da mimari eserlerin çoğu ya tahrip edilmiş ya da yapısı değiştirilmiş ama en az yıkım ve değişiklik Güney İspanya’da yani bugünkü Endülüs bölgesinde yaşanmış. Çünkü burada farklı ırklardan ve dinlerden milyonlarca insan, yüzyıllar boyunca bir arada, mutlu ve barış içinde yaşamış. Dini ve siyasi baskıların gücü, bu bölgedeki uygarlığı yok etmeye yetmemiş. Endülüs halkı, değerlerine hep sahip çıkmış ve hala da korumaya devam ediyor.

Sevilla:

Endülüs’ün başkenti ve İspanya’nın en önemli şehirlerinden biridir Sevilla. Bence tam bir yürüyüş şehridir. Romalılara, Vizigotlara, Endülüse ve İspanyaya başkentlik yapmıştır. Labirent gibi dar sokakları, Çini işlemeciliği, Tapas barları, müzeleri, katedralleri ile Sevilla tipik bir Endülüs şehridir.

Sevilla’da görülmesi gereken başlıca yerler: Sevilla Katedrali, Real Alcazar ve Plaza de Espanya gelir. Eski bir Musevi mahallesi olan ve katedralin etrafına yayılmış olan Santa Cruz bölgesi, Altın Kule (Torre del Oro)

Merida:

Bir zamanların Roma başkentlerinden biri olan Merida şu aynı zamanda Extramadura bölgesinin başkentidir. Sevilla’nın yaklaşık 200 km kuzeyinde bulunan şehrine hemen her tarafında Roma kalıntıları vardır. Merida’yı gezerken Efes’i gezer gibi hiseetim. Tek farkı antik kent ile insanların yaşadığı şehrin iç içe olması.

Görülmesi gereken yerler: Museo Nacional de Arte Romano, Roma Tiyatrosu, Amfi Tiyatro, Puente Romano (Antik Köprü).

 

Caseres:

Herhangi bir araştırma yapmadan ya bir müze ziyaret etmeden birkaç saat gezdiğim bu şehir tipik bir orta çağ şehri. Dar ve taşlı sokakları gezip, büyük meydanda güneşli bir havada kahvenizi içerken sessiz ve sakin bir İspanya havasını hissedebilirsiniz. Mutlaka görülmesi gereken Plaza de Santa Maria’da flamenko dinleyip, sokaklarda kaybolabilirsiniz.

 

Granada:

İspanya’nın en otantik kentlerinden biri olan ve bence Endülüs ruhunu en iyi hissedebileceğiniz şehir olan  Granada ile ilgili uzun uzun yazmayacağım ama Avrupa’nın en çok turist alan kültür mirası Alhamba Sarayından kısaca bahsetmeden olmaz. Burada Uzun uzun tarihi bilgi yazmak istemiyorum. Saray girdiğim andan itibaren kendimi Avrupa’nın ortasında bir Afrika ülkesinde ya da çölde muhteşem bir vahanın ortasında hissettim. Sarayın her tarafı ince el işçiliği olan taş oyma sanatıyla süslenmiş. Her odası, her koridoru, her bahçesi bembeyaz taşlarda yapılmış, kemerler, tavanlar ve sütunlarla dolu. Kocaman bahçeleri size kendinizi cennet hissettiriyor. Müze giriş ücreti 32 Euro. Grup ve öğrenci indirimi var. Gitmeden önce biletin internetten almasını tavsiye ederim. Grup girişlerinde aylar öncesinden randevu alınması gerekiyormuş.

 

Almeria:

Güney İspanya’nın en büyük Liman kentlerinden biri olan Almeria’dan Fas’a düzenli feribot seferleri var. Tepedeki antik şehir Alcazaba görülmeye değer. Geniş ve uzun plajşarıyla aynı zamanda bir turizm şehri.

Almeria aynı zamanda Avrup’nın en kurak bölgesi. Sierra Nevada Avrupanın ortasında bir çöl ve bu bölgede bulunuyor. Almeria’ya 40 mk mesafede bulunan Tabernas’ta iki adet Hollywood stüdyosu var. Bu stüdyolardan Fort Bravo 1959 yılından beri açık ve izlediğimiz western filmlerinin muhtemelen bir çoğu burada çekilmiş. Bunlardan biri de “İyi, Kötü ve Çirkin”. Stüdyolar, kocaman kaktüslerin, kurumuş nehir yataklarının, uçuşan çalıların bulunduğu bir çölün ortasında.

Bir yandan çekimler devam ederken bir yandan da turistik geziler ve gösteriler düzenleniyor. Kocaman bir kovboy kasabasında bir anda kendinizi patlayan silahlar, çatıdan düşen haydutlar ve bar kavgalarının ortasında buluyorsunuz. Aynı zamanda bir film müzesi de var içeride. Ünlü filmlerde kullanılan dekor, kostüm, araba ve aksesuarlar görülebilir. Şiddetle tavsiye ederim. Giriş ücreti 20 Euro

 

Genel olarak:

  • Paella, tapas, ve churros yemeden dönmeyin.
  • Sevilla hariç bahsettiğim diğer şehirler bebek arabasıyla gezecekler için biraz zor olabilir ya da planlamalarını dar, taş ve yer yer dik yokuşlu sokakları göz önüne alarak planlamaları iyi olur.
  • Sevilla ve Granada hariç diğer şehirler günübirlik turlarla gezilebilir. Gitmediğim ama görülmesi geren Malaga ve Cordob’da Endülüsün görülmesi gereken şehirlerinden.
  • İspanya genelinde Siesta zamanını unutmamak gerekiyor. öğleden sonra (13.00-16.00, yer yer 19’a kadar uzayabiliyor) birçok yer kapalı.
  • İspanyollar akşam yemeğini çok geç yiyor. Birçok restoran 20.00’den sonra açılıyor ve gece 22.00’da yemek siparişi vermek çok normal.