Baykal gölünün adını ilk kez lisede tarih ya da coğrafya dersinde duymuştum. Baykal ismi bana bir şeklide mistik ama samimi, tanıdık ve bizden gibi gelse de; hep erişilmesi zor ve uzak gelmistir. Gerçekten de öyleymiş. Ulaşabilmek için 4 gün trenden inmedim.

Önce Irkutsk’a geldim ve beni istasyonda Cauchsurfing’den tanıştığım Max karşıladı. Max ve Eşi Svetlana turizm sektöründe çalışıyorlar ve yılın yarısını seyahat ederek geçiriyorlar. Beni evlerinde misafir ettiler.

Sabah kalkıp Max’le Baykala geldik. Irkutsk şehrinin tam ortasından doğuya doğru akan, kadim Angara nehri, yaklaşık 70 km sonra Baykal’a ulaşıyor. Nehir suyunun göle karıştığı noktada bulunan Şaman kayası sanki gölü ve nehri ayıran bir mihenk taşı. Oraya nasıl geldiğini kimse bilmiyor.

Max’le göl kenarını dolaşıp, telefrikle seyir tepesine çıkıp, birseyler yedikten sonra kahve içmek için göl manzarasını da seyredebilecegimiz bir otelin teras katına çıktık.

Bu yazıyı, dinlenmek için oturduğum Baykal Gölünün kenarındaki Mayal otelinin teras barında yazıyorum. Bir kahve ve bir şişe su sipariş ettim. Cam şişenin üzerinde Baikal Reserve yazıyor. İçtigim bu su, dünyanın en büyük tatlı su rezervinden geliyor. Dünyanın donmuş olmayan en fazla suyuna sahip olan bu göl, aynı zamanda dünyanin en derin golü. Derinliği 1600m’yi geçiyor. Yılın en sıcak şu günlerinde ayaklarınızı suyun içinde 30 saniyeden fazla tutamıyorsunuz.

Göl çevresinde yaşayan yerli halka Buryat deniyor. Buryatlar Mogol asıllı Ruslar. Bazıları hala Ger’de (göçebe çadırı) yaşıyor, birçok Moğol geleneğini sürdürmeye devam ediyor. Buza ( haşlanmış hamur icinde köfte), Buhlor (parça kuzu etli ve sebzeli çoraba) ve sadece Baykal’da yaşayan Omul balığı en tipik yemekleri.

29 Haziran sabahi Max ve Svetlana ile vedalaşıp minibüsle Ulan Udeye geçtim. Yol 7 saat sürdü ama 7 gün gibi geldi. Klimasız, sarsıntılı ve konforsuzdu.

Ulan Ude’de inip hostele yürüdüm. Resepsiyondaki çocuk Türk olduğumu öğrenince benim Türk bir arkadaşım var, tanışmak istermisin dedi. Olur dedim. Daha ben eşyalarımı yerlestirirken Abdullah geldi. Ankaralı ve burada Rusça oluyor. Son sınıf öğrencisi. Birkac gün sonra diplomasını alıp Türkiye’ye dönecek. Oda arkadaşı Endonezyalı Amir de onunla birlikte geldi ve birlikte dışarı çıktık. Bana şehri gezdirdiler, bir yerde yemek yiyip sonra da güzel bir mekanda birşeyler ictik. En son dünyanın en büyük Lenin başı heykelinin önünde fotoğraf çektirip saat 10.30da ayrıldık.

Hostelde Israilli çift Dan ve Rebeca ve Alman Daniel ile tanıştık. Daniel bir buçuk yıldır dünyayı geziyor. 29 yaşında bir mühendis. Işten sıkılmış ve birikimini bitirinceye kadar gezmeye kararlı. Ne zaman, nereye gidecegini bilmiyor, herhangi bir seyahat planı yok. Insanlarla tanışıyor, iyi ilişkiler kurarsa kalıyor, yoksa devam ediyor. Dan ve Rebeca 6 aydir yollardalar ve bir 6 ayları daha var. Onlar da işlerine 1 yil ara vermiş hayallerini gerceklestiriyorlar. Buraya Mogolistan’da geçirdikleri 6 haftadan sonra gelmişler. Onlardan, günlerce internette araştırma yapıp onlarca blog okusam alamayacağım bilgiler aldim. Görülecek yerler, yöntemler, saatler, ücretler ve ipuçları. Birinci ağızdan taze taze. Yarin Ulan Batur’a giden otobüsüm saat 07.30’da. Şimdi yatıyorum