20180825_133219

Soru: Nerelisin?

Ben : Antepliyim.

Tepki: Oooooo, sizin yemekler çok güzeldir.

Gerçekten de öyledir. Yemekler muhteşemdir; ama Antep’i Antep yapan sadece yemekleri değil, köklü tarihi ve kültürel yapısıdır aynı zamanda. Çocukluğumun geçtiği şehre her gittiğimde sanki ilk defa gelmiş gibi, ya da her seferinde farklı bir şehre gelmiş gibi hissederim. Öte yandan değişmeyen değerleri tekrar tekrar yaşamaktan da büyük zevk alırım. Bugün hafta sonuna sıkıştırılan 2 günlük bir Antep gezisiyle ancak tekrar gelindiğinde nerelere gidileceği konusunda fikir edinilebilir. Gaziantep’e tekrar gelmek için hep başka bir sebep olacaktır.

Çocukluğumdan kalma anılar:

  • Bayramlık kıyafetlerimi teyzem ve annemle gittiğimiz Gaziler caddesinde, Alaybey Camii’nin hemen yanındaki dükkanda, Ermeni Sakıp amcadan, veresiye defterine sadece isim söyleyip yazdırarak alırdık.
  • Düğünler için takılar Yahudi kuyumculardan alınırdı.
  • Balıklıda resmi işlemler için önce üç ayaklı körüklü fotoğraf makinesiyle bekleyen fotoğrafçı, başını siyah kumaşın altına sokarak, siyah beyaz fotoğrafınızı çeker sonra aldığınız şip şak fotoğrafla, cadde üstünde daktilosuyla çalışan arzuhalciye uğrayıp, dilekçenizi yazdırır, civardaki resmi dairelerde işinizi halledderdiniz.
  • Yolda yürürken sırtında bakır güğüm taşıyan ve elindeki tasları birbirine vurarak ses çıkaran Şerbetçiye para verip sebil derdiniz. Şerbetçi sebil diye bağırınca, yoldan geçen insanlar gelip, parasını sizin ödediğiniz şerbetten bir bardak içip, dua ederek ayrılırdı. Bazen de Sebil diye bağıran şerbetçiye gidip 1 bardak şerbet alıp, para vermeden dua ederek ayrılan siz olurdunuz.
  • Sokak aralarında yürürken, kapı önlerine, avlulara oturmuş kadınlar dörderli beşerli gruplar halinde çekiçle bir kütüğün üzerinde çuvallar dolusu fıstık kırar, telef olanlardan çocuklara avuç avuç verirlerdi. Bütün sokaktan aynı anda senfonik bir fıstık kırma sesi yükselirdi.
  • Antep’te her zaman patlıcan biber oyma mevsimi, salça mevsimi, peynir mevsimi, taze fıstık mevsimi gibi dönemler yaşanırdı ve birçoğu hala da devam ediyor.
  • Gaziler Caddesinde, Ayrancı sokak girişinde, küçük bir seyyar tezgahta ev yapımı badem ve fıstık şekeri satan amca dururdu.  Son gittiğimde uğradım, tezgah hala duruyor ama amca vefat etmiş. Oğluyla ayak üstü sohbet ettik.
  • Babamla pazar alışverişini yapıp, pazarın tam ortasında, küçücük bir dükkanda nohut dürümü yerdik. Burası, cam ve etrafı muşambalarla çevrili küçük bir dükkandı. Birkaç koca tencerenin başında oturan iki şişman adam, kemik suyunda kaynayan nohutları başka bir tencereye alıp, size ekmek arasında uzatırdı. Tüm yeşilliğini alçak masaların üzerinde duran kaplardan, kendi elinizle koyar, plastik kolonya şişelerindeki limon suyundan ekler, baharatını atıp dürüm şeklinde yerdiniz. Küçük tahta taburelerde oturup, çırağın getirdiği şişe ayranla beraber karnınızı doyururdunuz. Yerlerde hep ahşap talaşı olurdu. Dükkanda genelde adım atacak yer olmazdı.
  • Hafta sonları Dülük Baba, Kavaklık ya da herhangi ağaçlık ve sulak bir alana gidip mangal yapardık. Bu ritüel hala tüm Gaziantep halkı tarafından  her haftasonu yaşanmaktadır. Hatta “Antep halkı, hafta sonu yemek için, tüm hafta çalışlır” diye bir söz vardır.

 

Antep’te ne yaparım

  • Her gittiğimde Unesco Kültür Mirası elçilerinden Katmerci Zekeriya Ustaya mutlaka uğrarım. Katmerin yanında süt ikram eder.
  • Ciğerci Mustafa’da 2 şiş ciğer çektirir, yeşillik, taze nane, közlenmiş biber, sumak, kimyon ve daha ne varsa kendi ellerimle ekler, karnımı doyururum.
  • Bakırcılar çarşısında yürür,  esnafla sohbet eder fotoğraf çekerim.
  • Almacı Bazarı (Elmacı Pazarı) en sevdiğim yerlerdendir. Her türlü çerez, kurutmalıklar, yaş ve kuru üzüm pekmezleri, peynir, salça ve milyon çeşit baharat kokusunu içime çekerim.
  • Çağdaş’ta (İmam Çağdaş değil, orası ayrı) ayaküstü ya da sokaktaki taburelerde sıcak sıcak fıstıklı kadayıf yerim. isteseniz de soğuk kadayıf bulamazsınız zaten. Saat tuttum, tepsinin tezgahta kama süresi 4-6 dk ile sınırlı. Su çeşmeden bedava.
  • Kürkçü Hanı, Tuz Hanı, Zincirli Bedesten, Şıra Hanı, Budeyri Hanı, Millet Hanı gibi hanlara uğrar bir şeyler yer içer ya da sadece dolaşıp çıkarım. Daha fazla han ve bilgi için Gaziantep İl Kültür Müdürlüğünün sayfasını buradan ziyaret edebilirsiniz.
  • İmam Çağdaş’a uğrar Kuzu şiş, lahmacun, Beyti, Alinazik ya da patlıcan kebabı yerim. Sonrasında mutlaka fıstıklı kuru baklava, şöbiyet ya da havuç dilimi.
  • Antep Kalesi çevresinde hiçbir şey yapmasam da sadece yürür, fotoğraf çekerim. ama civarda bulunan müzelerden bir ya da birkaçına giderim. Gaziantep aslında aynı zamanda bir müzeler şehridir. Müzelerle ilgili detaylı bilgi için Gaziantep Büyükşehir belediyesinin sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
  • Muzaffer’de, içinde kırılmamış fıstık parçaları da bulunan 200 gram fıstıklı dondurma yemeden olmaz.
  • Bey Mahallesine uğrayıp, daracık sokaklarda yürüyüp, kafe ve konaklara dönüştürülmüş Ermeni evlerini gezerim.
  • Tarihi camilerin hepsinin bir hikayesi vardır. Camilerle ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayın.
  • Tahmis’de menengiç kahvesi içerim
  • Eğer yaz mevsimiyse taze fıstık, ayrıca her mevsimde kuru tuzlu fıstık alırım.
  • Her seferinde Halil Usta’da küşleme yemeye niyetlenirim ama bir türlü fırsat bulamadan Antep’ten ayrılırım. Bir gün mutlaka…
  • Eski pazar yerinde nohut dürümü ve ayran. Kemik suyunda pişmiş nohut lokum kıvamındadır.
  • Yemenicileri gezerim.
  • Antepten ayrılmada nar ekşisi, fıstık, salça, Antep peyniri, toz sumak , sumak ekşisi, menengiç kahvesi, pekmez, acı biber ve baklava alırım.
  • Beyran yemeden gelmem. Kuzu etinden, et suyu, pirinç pilavı ve bol acıyla yapılan muhteşem bir yemektir.

 

Az bilinenler:

  • Kurtuluş Camii aslında bir kilisedir. Haç şeklini bugün bile görebilirsiniz.
  • Gaziantep Sinagogu, 800 yıllık tarihiyle Türkiye’deki en büyük 5 sinagogdan biridir.
  • Şehir merkezinde bulunan Kolej Tepe Antep’in üzerine kurulduğu tepelerden biridir ve adını Bugün Amerikan Hastanesi olan ve 19. yy’da Amerikalı misyonerler tarafından kurulan Türkiye’nin ilk hemşirelik okullarından biri olan binadan alır.
  • Selçuklu, Osmanlı, Arap mimarisi eseri Camileri her yerde görürsünüz.
  • Gaziantep’ye tekne turu yapabilirsiniz. Rumkale bunun için en güzel noktalardan biridir.
  • Eskiden katmer almak için sabah 6-8 arasında uyanmanız gerekirdi ama şu an daha geç saatlere kadar bulabiliyorsunuz.
  • Ciğer aynı zamanda bir kahvaltı yemeğidir
  • Öğretmenevi’nin duvarlarında Kurtuluş savaşından kalma mermi izlerini bugün bile görebilirsiniz.
  • Bir Gaziantepli’nin yanında Antep Fıstığına sakın Şam Fıstığı demeyin. Beklemediğiniz bir tepki alabilirsiniz.