Prolog

2014 yılının Eylül ayı, 14 yaşında Doğa Koleji’nde liseye başlamış bir öğrenciyim. Ders İngilizce. Sınıfa Hard Rock Cafe tişörtüyle bir öğretmen girdi. Kendisiyle hemen kaynaştık tabi, muhabbet muhabbeti açtı ve en son 13 Temmuz’da gerçekleşen benim ilk Metallica konserime geldi konu. Bu sevgili öğretmenimse o saatlerde aylar öncesinden ayarladığı tatildeydi. O zamanlar tanışmıyorduk tabi kendisi anlattı. Ama o gün söz verdik birbirimize, bir sonraki konsere Murat Hocam ve ben birlikte gidecektik.

4 sene geçti, Metallica albüm çıkardı, döviz yükseldi oydu buydu derken gelmediler Türkiye’ye. 2018 Ocak ayında aslında İtalya’da bir konser vardı gitmek istediğimiz ama ben üniversite sınavıyla cebelleşmekle meşguldum.

2018 yazında ODTÜ’yü kazanmamla birlikte yıllardır hayalini kurduğumuz şeyi yapmanın da zamanı gelmişti. Hem de mükemmel zamanlamayla. Metallica 2019’da Avrupa turnesine çıkacaktı. Ben tabi deli gibi başladım araştırmaya. “Nerede, ne zaman, kaç para ?” soruları cevaplanmalıydı önce. Mayıs ayı konserlerini direkt eledik çünkü okul dönemiydi. Elimizde kalan ülkeler Rusya, İsveç, Danimarka, Romanya ve Estonya’ydı( Evet, Estonya var Türkiye yok turnede). Ben bordo pasaporta sahip olduğum için bir yerlere gideceksek güzel olsun diyerek İsveç,Göteburg’da karar kıldık. Planımız da ufaktan şekillendi: 8 Temmuz Kopenhag, 9 Temmuz Göteborg, 10 Temmuz stockholm ve 11 Temmuz dönüş. Aslında dönüş için aklımızdan çok fantastik şeyler geçti, 9 Mart 2017’de Kreuzberg’de yediğimiz hamburgercide yiyebilmek için Berlin’e gitmek gibi ama biraz pahalıya mal olacaktı o yüzden vazgeçtik.

Tek sıkıntımız şu oldu o da benden kaynaklı: Ben o zamanlar 18 yaşında tez canlı bir üstün zekalı olarak (Şimdi de 19 yaşındayım çok şey değişmedi gerçi) biletlerin bitmesinden deli gibi korkuyordum. Biletleri Viagogo adlı siteden aldık. İsveç konserinde Ullevi Stadyumu’nun bölünmemiş olması en önden konseri izleyebileceğimiz anlamına geliyordu. Biletleri aldıktan sonra bir baktık ki saha içi bölünmüştü ve malesef sahne önü değildi biletlerimiz… Ama tek tesellim de şu: Biletlerin satıldığı site olan LiveNation’a baktığımda tüm biletler tükenmişti. Neyse buna da şükür.

Konser 9 Temmuz’daydı ve biz biletleri Eylül’de almıştık. Sıradaki adım uçak konusuydu. Pegasus’un kış kampanyasından yararlanıp gidiş 8 Temmuz 225 TL Kopenhag ve dönüş 11 Temmuz 675 TL Stockholm(burada mükemmel bir detay var birazdan geleceğim) olmak üzere biletlerimizi Şubat ve Mart aylarında aldık. Sıra gelmişti konaklamayı halletmeye.

Kopenhag ve Stockholm konaklamalarını Murat Hoca halletti. Ufak bir pürüz vardı: Göteborg’da kalacak yer yoktu. Millet manyak gibi çoktan rezervasyon yapmıştı. Konser çıkışı uyku tulumunda uyumaktan sokaklarda sabahlamaya kadar aklımızdan onlarca şey geçti ama sonra belki de gezi planımızda yaptığım en mantıklı hamleyi yaparak Göteborg-Stockholm uçak fiyatlarına baktım ve sabah saat 7.45’te trenden sadece 5 Euro pahalı ama 2 saat daha hızlı olan bir uçak buldum. Bir aksilik olmazsa konser çıkışı direkt havalimanına gidip geceyi orada geçireceğiz.

Eveeet geldik işin en sinir bozucu kısmına. Benim vize işlemlerim… Murat Hoca’nın kapı gibi yeşil pasaportu var tabi. Başvururken şöyle bir sıkıntı oldu: Birden fazla ülkeye gideceğiniz zaman en çok hangi ülkede kalacaksanız o ülkeden vize almanız gerekiyor. Bizim Göteborg’da konaklamamız olmaması işleri karıştırıyordu. Benden o gece konaklama göstermemi istediler ama ben olmayan şeyi gösteremeyeceğimi söyledim. Başvurudan sonra konsolosluk tarafından aradım ve planımızı anlattım. İki hafta sonra vizem gelmişti, 3 gece için 625 TL ödedim belki uzun süre verirler de değer diye umdum ama bilin bakalım n’oldu ? Schengen bölgesinde 1 (yazıyla bir) hafta bile kalamıyorum…

Geçen hafta Murat Hocayla oturup hangi şehirde nereleri gezeceğimizi konuşurken aramızda şöyle bir diyalog yaşandı:
Murat Hoca- Uçak saati değişmiş mesaj geldi di mi sana da ?
Kerem- Ne mesajı ?!
Murat Hoca-16.20’ye almışlar uçağı.

Durumu araştırdık ve şöyle bir gerçek ortaya çıktı. Geziyle alakalı her türlü şeyi birbirimize haber vererek organize şekilde yaptık ama nasılsa bendeniz görünen o ki hala tez canlı, dikkatsiz bir varlık olmaya devam etmekteyim: Uçak biletlerini farklı saate almışız… Benim uçağım saat 11.30, Murat Hoca’nın 16.20… Hayır kırk yılın başı bir yere giden benim bir de ben erken dönüyorum…

Neyse, ufak nüanslar dışında yarın gece Ankara’dan Gebze’ye gidip oradan Sabiha Gökçen’e gidip Murat Hocayla buluşacağız ve 5 yıllık hayalimizi yaşamak üzere Kopenhag’a uçacağız.

Devam edecek…