Büyük bir spor mağazasının su sporları bölümünde dolaşırken şişmiş halde bir rafta duran kocaman yeşil-gri bu kanoyu ilk kez gördüm. Daha önce hiç ilgim ya da hiçbir tecrübem olmayan bu oyuncağı gördüğüm an kafamda belirsiz bir proje proje beliriverdi. “Ben bu kanoyla giderim…”

Birkaç kez durgun suda deneyip, denizde kısa mesafeler yaptıktan sonra artık gerçek bir yolculuğun zamanı geldi.

Rota Planlaması:

  • Google Earh ilk başvuru adresi. Alternatif rotalar:
    • Ayvalık-Cunda koyları ve adaları
    • Hisarönü Körfezi
    • Göcek koyları ve On İki Adalar
  • Planlamaya başlamadan birkaç hafta önce, Çınarcık-Esenköy rotasını (yaklaşık 7.5 mili / 12 km) genelde durgun suda ve rüzgarsız bir havada 4 saat gibi bir sürede tamamladım. Süre ve kondisyon planlamamı bunu dikkate alarak yaptım. Mesafe ve süreleri karşılaştırdığımda Göcek başlangıç için mükemmel gözüküyordu.
    • Rota     : Göcek koyları ve On İki Adalar
    • Mesafe: 30-35 Mil (50-55 km)
    • Süre     : 5-6 gün
  • Göcek rotasını seçmemde etkili olan diğer neden ise bu bölgenin Kapıdağ yarımadası ve On İki Adalarla çevrili bir iç deniz gibi olması, bunun sonucu olarak da rüzgar ve dalgalara karşı korunaklı birçok koyun bulunması oldu.

rota

Yolculuk:

  1. Gün: Göcek-Boynuz Bükü 5 Mil (8 km)

  • 28 Ağustos Çarşamba sabah 09.30’da aracımla Göcek’e ulaştım. Hiç vakit kaybetmeden 20 dakikada Migros’tan 4 günlük yiyecek-içecek alışverişimi tamamladım.
  • Arabayı denize 20-30 m mesafede sakin bir sokağa park ettim ve eşyaları sahile taşıdım. Kanoyu şişirdim, tüm eşyaları yerleştirdim ve saat 10.30 gibi denize çıktım.
  • Yolculuğun ilk kısmı biraz stresliydi. Öncelikle inanılmaz bir trafiği geçip, o günkü hedefim olan Boynuzbükü’ne gidebileceğim rota üzerindeki ilk dinlenme noktası olan Rixos’un plajına ulaşmam gerekiyordu.
  • Göcek koyu inanılmaz bir trafiğe sahip. Yelkenliler, motoyatlar, katamaranlar, neredeyse tüm bunların sayısının toplamı kadar sürat tekneleri, günlük gezi tekneleri, balıkçı tekneleri, market, gözlemeci, dondurmacı vb. tekneler, deniz taksileri,  jetskiler, zodyaklar ve su sporları için deniz araçları.
  • Öğleden sonra saat 5 gibi Boynuzbükü’ne vardığımda bitmiştim. Evde hesapladığım performans, süre ve mesafe hesabı tutmadı. Saat 12 gibi ilk dinlenme noktam olan Rixos’tan ayrıldıktan sonra Boynuzbükü’ne varmam yaklaşık 5 saat sürdü. 5 saatte 6 km. Facia.
  • Bir ara dalgalarla boğuşurken sahilde bir ağaca baktım, yaklaşık 10 dk kürek çektikten sonra tekrar baktım ve ağaç hala aynı yerdeydi. Daha doğrusu ağaç zaten hep aynı yerdeydi; bir yere gidemeyen bendim. Dalgalar karşıdan geldiği için insan gittiğini sanıyor ama nafile.
  • Boynuz büküne varınca, ilk iş kendimi muhteşem denize attım, çıkıp hamağı kurdum, biraz dinlendim, bir şeyler yedim ve durumu gözden geçirdim. Yola geç çıkmıştım, rüzgar saat 12 gibi ben Rixos’tayken güneybatıdan yani tam karşıdan esmeye başladı. Oraya gelene kadar gayet rahattım ama günün geri kalanını dalgalara ve rüzgara karşı kürek çekerek geçirdim. Bir sonraki gün yola erken çıkıp rüzgar başlayana kadar yolun büyük kısmını gitmeliydim. Öyle de yaptım…

2. Gün: Boynuzbükü-Bedri Rahmi Koyu 5,5 Mil (9 km)

  • Sabah 7’de uyandım, kahvaltıyı yapıp, toparlanıp 08.30’da yola çıktım.
  • Önceki gün yaptığım plan tuttu, oldukça durgun bir denizde ve esintisiz havada öğleden sonra 2 gibi Bedri Rahmi Koyuna geldim. Yolda neredeyse hiç yorulmadım, muhteşem koylarda sık sık durup denize girdim.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu’ nun bu koya sık sık gelip kafa dinlediği söyleniyor. Koyun bir bölümünde bir kaya üzerindeki balık resmini de kendisi çizmiş.
  • Akşam 6 gibi koya Migros’un yüzen marketi geldi. Koyda demirli yatlardan ve yakınlardaki koylarda ayrılan onlarca sürat teknesi resmen yüzen markete hücum etti. Elbette ben de mütevazi hızımla yanaşıp alışverişe çıktım. Çıplak ayak, ıslak şort, elde alışveriş sepeti, 360 derece deniz manzaralı bir ortamda alışveriş yapmak ilginç bir deneyimdi.

         3. gün : Bedri Rahmi Koyu-Gobun 11 Mil (17 km)

  • Muhteşem bir havada kısa molalarla 2 saatte Kleopatra koyuna ulaştım. Önce Adaia Restoranın sahibi ile sahilde biraz sohbet ettikten sonra denize girdim, duş aldım ve koyun karşı kıyısındaki batık Kleopatra hamamına doğru yola çıktım.
  • Kleopatra hamamı, tur teknelerinin de uğrak noktalarından biri. Yaklaşık 1 saat yüzdüm, su altındaki duvarların üzerinde yürüdüm, dinlendim, fotoğraf çektim ve bir şeyler yedim.
  • Saat 2 gibi yola çıktım, önce Martı Koyuna uğradım, ardından Merdivenli Koy ve son olarak Gobun (Yavan Su). Burası yarımadanın en ucunda bulunan tamamen korunaklı bir koy. Tekneler arasında oldukça populer olduğu belli. Güzel ama oldukça pahalı bir de restoran var.
  • Plajı, duşu ve tuvaleti kullandım, insanlarla biraz sosyalleşip bir şeyler yedim, akşam maç seyrettim, elektronikleri şarj ettim ve kampımı kurup gece 12 gibi yattım.

4. Gün : Gobun – Göcek Adası 9,5 Mil (15 km)

  • Sabah 9’da güzel bir kahvaltının ardından yola çıktım. Geçmem gereken iki kanal, irili ufaklı birçok ada ve koy vardı. Önce küçük kanal, sonra Domuz Adası ile Tersane adası arasındaki büyük kanal, Akvaryum koyu ve sonra da ilk ve en uzun açık deniz geçişi.
  • Tersane adası ve Hacıhalil adası arasındaki açık geçişi yaklaşık 40 dk’da tamamladım ve Yassıca adalara ulaştım. Buradaki irili ufaklı adaları ve bakir koyları acele etmeden, sık sık durup yüzerek ve kısa molalar vererek Yassıca adaya geldim.
  • Muhteşem bir ada grubu, koylar ve plajlarla dolu bu bölge aynı zamanda tur teknelerinin en çok uğradığı yer.
  • Kanomu bağlayıp, değerli eşyaları yanıma aldıktan sonra adada yürüyüşe çıktım, fotoğraf çektim dönüp denize girdim ve kamp için bir koy aradım. Planım burada kalmaktı ama kalabalık olduğu için vazgeçtim.
  • Deniz oldukça dalgalıydı ve rüzgar gene Güneyliydi. Buna da güvenerek Göcek adasına ulaşabileceğimi gözüme kestirip yola çıktım.
  • Güneş batmadan önce Göcek adası batı koyunda kampımı kurmuştum.

5. Gün : Göcek Adası – Göcek sahil 2,5 Mil (4 km)

  • Tek kişilik koyumda uyanıp, kahvaltımı yaptım, biraz yüzdüm, toparlandım ve 9’da yola çıktım.
  • Ada’dan ana karaya kürek çektim, D-Marin’in önünden geçip, trafiğe daldım, tüm marinayı ve limanı geçip sahile doğru kürek çekerken son 100 m’de, yanından geçtiğim bir yelkenlide kahve içen iki kişi beni de kahve içmeye teknelerine davet etti. Geri çeviremedim.
  • Cem’in teknesinde arkadaşı Murat ve ben neredeyse 2 saat harika sohbet ettikten sonra izin isteyip ayrıldım. Cem bana harika bir kitap hediye etti. “Hayallere Yelken Açtım” Böyle bir yolculukta bundan daha güzel bir hediye olamazdı herhalde. Cem’in hayali de teknesiyle dünya turu yapmak. Umarım o da bir gün hayaline yelken açar.

Notalar:

  • Yaptığım en güzel yolculuklardan biriydi.
  • Sabahları yüzümü yıkamadım. Yüzdüm.
  • O an tamamen bana ait olan ve karadan ulaşılamayan, dünya harikası koylarda kaldım.
  • Daha önce hiç görmediğim türde balıklar, yengeçler ve kuşların ne kadar mutlu yaşadığını gördüm.
  • Denizin ortasında ya da uzak bir koyda, üzeri yüklü bir kano ile beni görenler genellikle şaşırıp sohbet etmeye çalıştılar. birçok insanla tanıştım.
  • Güneş yağımı unuttuğum için ilk gün bir teknedeki aileden rica ettim, 4. gün yanıma bir sürat teknesi geldi ve kaptanı bana krem uzattı. Şaşkınlığımı saklayamadım. Daha önce karşılaştığımız teknedeki bayan, beni görüp krem, birkaç meyve, soğuk su ve kola göndermiş. Uzakta demirli teknesinden el salladı.  İyi insanlar hep var.
  • Kürek çekerken uzun kollu beyaz üstüm, şapkam ve bacaklarımı örten ince mikrofiber havluyu hiç ihmal etmedim.
  • Çapam olmadığı için genelde ipi ağır bir taşa bağlayıp suya attım, kanonun diğer ucundaki ipi karada bir noktaya bağladım. Çapa mutlaka lazım.
  • Migros, Carrefour ve lokal bir yüzen market sayesinde arada sırada denizin ortasında bile dondurma ve soğuk içecek gibi lükslerim oldu.
  • İki kez duş alma olanağım oldu, genelde denizden çıkar çıkmaz kurulandığım için tuzlu su hiç rahatsız etmedi.
  • Bir sabah bir nefes sesiyle uyandım, gözümü açtım, küçük bir domuz yavrusu ile aramda sadece 20 cm ve çadırın filesi vardı. sonra zıplayarak kaçtı.
  • Ateş yakmadım, çöplerimi taşıdım ve bazı ada ve koylarda bulunan konteynırlara attım.
  • Sinek ilacını ve uyku tulumunu hiç kullanmadım.
  • Sadece tek bir teknenin demirli olduğu bir koya girdim, sahile yaklaşırken sudaki 15-20 kişi benden ve sahilden uzaklaşıp tekneye çıktı. Bana da tuhaf tuhaf bakıyorlardı. Sonra fark ettim ki kaptan dahil hepsi bayan ve kapalı. Siz rahatsız olmayın, ben giderim dememe fırsat kalmadan tekneyi çalıştırıp gittiler.
  • 5 günde toplam 15 lt su içtim. birkaç kutu kola, meyve suları, birkaç küçük süt, kahve ve çaylar bunun dışında.
  • Yola çıkmadan önce rotayı çalışmış olmak çok işime yaradı. Hangi burunun arkasında hangi koy olduğunu bilmem ve kamp yapabileceğim koyları telefonuma kaydetmiş olmam işimi çok kolaylaştırdı.
  • Arabayı park ettiğim yerde karaya çıktım ve toplanıp yola çıkmam çok kolay oldu.
  • Göcek’e arabayla ulaşımı saymazsak; 5 gün için, yeme, içme, konaklama ve Türkiye’nin en güzel koylarına deniz yoluyla ulaşım giderlerinin toplamı sadece 30 Euro. (130 TL Göcek Migros, 30 TL yüzen marketlerden alışveriş, 35 TL Gobun Restoranda 1 bardak 33cl fıçı bira)

 

Ekipman:

  • Itiwit 2 kişilik şişme kano
  • 1.5 LT pompa
  • Can yeleği
  • 30 LT su geçirmez çanta
  • 2 adet 7m ip
  • 2 parçalı kürek
  • Canon 70D Fotoğraf makinesi
  • Gopro Hero3
  • Selfie çubuğu
  • Su geçirmez telefon kılıfı
  • Powerbank
  • Çadır
  • Uyku tulumu
  • Mat
  • Hamak
  • Kamp sandalyesi
  • Mutfak ekpimanı
  • Kafa lambası ve Pil
  • Uzun kollu beyaz ince bir üst
  • Geniş kenarlıklı bir şapka
  • Sinek ilacı
  • Polar havlu
  • Kıyafetler
  • Yiyecek ve içecek
  • Koruyucu güneş kremi (Almayı unutmuştum)
  • Çapa (Yanımda yoktu ama olmazsa olmaz)